İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 232

Daha sonra bizi Denizli’ye sevk ettiler. Kastamonu, İstanbul ve Ankara dâhil olmak üzere on vilayetten adliyelere sevk edilen yüzü mütecaviz Risale-i Nur talebelerinin bir kısmı bırakılmış, yetmiş kişiden ibaret bir diğer kısmı da Denizli’de Medrese-i Yusufiyede bulunduruluyordu. Bizim bütün müracaatlarımıza sudan cevap veriliyor, sevgili Üstadımız daha çok tazyik ve sıkıntı içerisinde yaşattırılıyor; ufunetli, rutubetli, zulmetli bir yerde bütün bütün konuşmaktan ve temastan men’edilmek suretiyle haps-i münferidde işkenceli azap çektiriliyordu.

İşte bu sıralarda Denizli zindanının bu dehşetli ızdıraplarını geçirmekte idik. Allah’tan başka hiçbir istinadgâhları bulunmayan bu bîçarelerin bir kısmı Kastamonu’dan, diğer bir kısmı İnebolu’dan, diğer bir kısmı da İstanbul’dan henüz gelmemişlerdi. Şu vatanın her köşesinde hak ve hakikat için çırpınan ve saf kalpleriyle necatları için Rabb-i Rahîm’lerine iltica eden pek çok masumların semavatı delip geçen ve arşü’r-Rahman’a dayanan âhları boşa gitmedi. Allahu Zülcelal Hazretleri, o mübarek Üstadımızın Isparta’da söylediği gibi masumları cennete götüren ve zalimleri cehenneme yuvarlayan dehşetli bir diğer zelzeleyi gönderdi. Risale-i Nur bir vesile-i def’-i bela olduğunu gösterdi. Çok haneler harap oldu, çok insanlar enkaz altında ezildi, çokları sokak ortalarında kaldı.

Henüz memleketlerinin hapishanelerinde bulunan kardeşlerimizden Kastamonu’dan Mehmed Feyzi ve Sadık ve Emin ve İnebolu’dan Ahmed Nazif, Denizli Hapishanesine sevk edildiklerinde şu malûmatı verdiler:

“Zelzele tam gece saat sekizde başladı. Bütün arkadaşlar ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ zikrine devam ediyorduk. Zelzele bütün şiddetiyle devam etmekte idi. O sırada hatırımıza geldi: Aşkla ve bir manevî sâikle üç beş defa Risale-i Nur’u şefaatçi ederek Cenab-ı Hak’tan halâs istedik. Elhamdülillah, derhal sakin oldu.

Kastamonu ise o gece kaleden kopan çok büyük bir taş, aşağıya yuvarlanarak bir haneyi ezmiş, tekrar kalkarak bitişiğindeki hanenin üzerinden aşmış, diğer bir hanenin üzerine düşerek onu da ezmiş. Çok hanelerde yarıklar, çıkıklıklar olmuş, birkaç ev çökmüş, hükûmet binası ile halkevi yarılmış, daha bunlar gibi hasarat ve zayiat olmuş. Fakat zelzele her gün olmak suretiyle bir müddet devam