dolaşmasına, vahşi ve kâfirlerin bile serbest yaşamasına açılan bu yer yüzü yalnız sana mı yasak? Dünya kurulalı akan ve harlayan ve her zîruha mubah ve helâl olan gümüş gibi ırmak ve çayların tatlı ve serin suları, bağ ve bahçe ve gülistanları ve bunların türlü çiçek ve meyveleri yalnız sana mı memnû? Çekilen âhlar yüzünden yalnız senin değil, yüzlerle yerinden delinen hepimizin ciğerlerimizin tamir ve tedavisi kabil değil. Biz hep ağlayan bu beşeriyetin gözyaşlarının seninle yani Risale-i Nur ile dineceğine, hep sızlayıp acıyan kalplerin, hâdim olduğun Nurlarla teselli bulacağına bel bağlamış ve inanmıştık.
Böyle bir emr-i Hak vuku bulduğunda seni nerede defnedeceğiz? Konya’da Hazret-i Mevlana’da mı? Civar-ı Hazret-i Eyyüb’de mi? Yoksa Cennetü’l-Muallâ veya Cennetü’l-Bakî’de mi? Bunu bize açıkça bildir. Hayır, Üstadım! Gel biz seni Risale-i Nur tercümanı şahsiyetiyle gönlümüze gömelim. Her zaman seni orada görelim, görüşelim, her zaman sevelim, sevişelim ve söyleşelim. Yahut bu ciheti
مَا قَبَضَ اللهُ نَبِيًّا اِلَّا فِى الْمَوْضِعِ الَّذٖى يُحِبُّ اَنْ يُدْفَنَ فٖيهِ
hadîs-i âlîsine havale ederek vasiyetnamenizde onun için mi beyan ve tasrih buyurmadınız? Eğer böyle ise Emirdağı’nı intihab ve ihtiyar ettiğiniz anlaşılıyor.
Âh o Emirdağı! Biz onun nasıl bir dağ olduğunu hâlâ anlayamadık. Ondaki esrarı hâlâ çözemedik. O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı. Onun dağı bizi yaktı, kavurdu. O dağ bizim bir dağımız üzerine binlerle dağ vurup, hepimizi dağdar-ı hüzn ü elem etti. Âh! O dağ yüz binlerle kardeşin yetim kalmasına kasdetti. Hepimizi diri diri ateşlere yaktı. Hasılı o dağ seni harab, bizi kebab etti Üstadım? Ona Emir Dağı değil, Emer Dağı ve Ecel Dağı demeli. Seni aramızdan alıp kendine ve içine çeken o dağa Emir Dağı değil, Emen Dağı demeli.
Ey اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَاَحْيَيْنَاهُ nefes-i Rahmanîsiyle dirilen Üstadımız! Said öldü desek inanırlar mı? Hem Said ölür mü? Ölen şakî ve hayvan değil midir? Buyurduğun gibi bu ancak bir yer değiştirme ve muvakkat bir ayrılmadır. Fakat bizim için çok acı, çok…