İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
Onuncu Şuâ · Sayfa 223

Mesnevî-i Nuriye’nin

Onuncu Risalesi

Diğerlerine nisbetle büyük olan bu risalede, Sözler’den bazılarının hülâsalarıyla, müteferrik ve muhtelif mevzulardan ibaret “i’lem”ler vardır.

Birinci “i’lem”inde وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاطٖينِ âyet-i kerîmesinin tefsirini, semavata çıkmak isteyen şeytanların recmedilmelerini yedi basamak ile beyan eder.

Birinci basamağında, semadaki sükûnet ve sükûta ve intizama işaretle der ki “Sema ehli, arz ehli gibi hayırların ve şerlerin karışmasından ve zıtların içtimaından meydana gelen münakaşa ve ihtilafat ve tezebzüb içinde değillerdir. Belki onlar, kendilerine Hâlıkları tarafından emredilen şeyleri kemal-i itaatle yapan mutîlerdir.”

Şeytanların recmedilmelerini beyan ve ispattan sonra başka bir “i’lem”de (Üstadımız) Kur’an’dan istifade ettiği dört tarîkı, dört hatve ile gayet veciz bir tarzda izah eder. Risale-i Nur’un Sözler kısmında mufassal izahı bulunan bu “i’lem” çok mühimdir.

Diğer bir “i’lem”inde, ubudiyetin mukaddime-i mükâfat-ı lâhika değil, netice-i nimet-i sâbıka olduğunu beyandan sonra çok hakikatli ve geniş manadaki “i’lem”lere geçerek Nur’un İlk Kapısı’nda ve Küçük Sözler’de bir derece mealleri bulunan hakikatlerin izahıyla bu kıymettar ve mühim risale hitama erer.

Bu kıymettar risalenin münderecatından şems gibi nurlu, kamer gibi parlak bir misali şudur:

Kur’an-ı Hakîm, kâinattaki insana râci ve menfaatli olan eşyayı ihtar için zikrediyor.

Yoksa Kur’an-ı Hakîm’in o beyanatı yalnız o faydasına inhisar etmiyor. Çünkü insan kendisiyle alâkası olan ve faydası dokunan bir zerreye, kendisi ile alâkası olmayan bir şemsten ziyade ehemmiyet verir. Mesela

وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ ۞ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنٖينَ وَالْحِسَابَ