İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
Onuncu Şuâ · Sayfa 222

karşı riyakârlığa bedel, unsurlara ve milletlere ve devletlere karşı riyakârlığa teşvik etmiş ve tarihi onlara müşevvik ve alkışçı ve cerideleri de yani gazeteleri de dellâl yapmış. Ölümü unutturup güya unsurları içinde bir hayatları var diye zaman-ı cahiliyetteki gaddar zalimlerin desiseleri nevinden bir desise ile beşeri tasannu ve riyakârlığa sevk etmiştir.”

Ne kadar okunsa okunmaya lâyık olan bu risale dahi bir istiğfar ve Hazret-i Mevlana’nın bir beytiyle nihayet bulmuştur.

Mesnevî-i Nuriye’nin Dokuzuncu Risalesi

Eş-Şemme

Kâinatın mecmuundan tâ zerreye kadar mütenâzilen her bir mevcudun, pek çok esma-i İlahiyeden Allah, Rab, Mâlik, Müdebbir, Mürebbi, Mutasarrıf ve Nâzım isimlerine şehadet ettiklerini ispat eder.

Başka bir “i’lem”inde, hiçbir kimsenin Sâni’-i âlem’den şikayete hakkı olmadığını gösterir.

Diğer bir “i’lem”inde Kur’an-ı Hakîm’in ilk ve ekser muhatabı olan cumhur-u avamın fehimlerini nasıl okşadığını ve onların idraklerine nasıl müraat ettiğini uzun bir hakikatle beyan eder.

Hem tayy-ı mekân ve bast-ı zaman ve enenin mahiyeti ve iki vechi gibi pek çok ince hakaiki beyan eden müteferrik mevzulardan müteşekkil bir kıymettar risaledir.

Bu risale:

Meded ey kafile-salar-ı rusül huz biyedî,

Sensin ey nur-u kerem cümlemizin mutemedi

İntisabım sanadır işte dilimde senedi:

Lâ ilahe illallah Muhammedün Resulullah.

diye bir manzum kıtadan sonra uzun ve muhit bir istiğfar ve duaya geçerek hitama erer.