Yani kamerin küre-i arz etrafında devrinin Cenab-ı Hak tarafından takdir edilmesinin pek çok hikmetlerinden bir hikmeti de beşerin günlerini, aylarını, senelerini hesap etmesi, bilmesidir. Yoksa kamerin takdiri, bizce çok lüzumlu bulunan bu faydasına inhisar etmez. Hâlık-ı Zülcelal’in esmasına âyinedarlık eden binler hikmetleri daha var.
Bu kıymettar risalenin âhirinde, altı katrede i’caz-ı Kur’an’ı hülâsa eden küçük fakat o nisbette şümullü bir risale vardır.
Peygamber aleyhissalâtü vesselâmın risaletinin hakkaniyetine bir delil de Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’dır. Kur’an-ı Hakîm’in kırka yakın vech-i i’cazı, Lemaat ve İşaratü’l-İ’caz tefsirinde beyan edildiğinden onlara havale ederek Birinci Katre nihayet bulur.
İkinci Katre’de: Yirmi Beşinci Söz’de zikredilen “Kur’an Nedir?” diye olan tarifin kısa bir Arapçası vardır.
Üçüncü Katre: Altı noktadır. Üçüncü noktasında: Nasıl ki insan muhtelif hâcat-ı cismaniyeye muhtelif vakitlerde muhtaçtır. Mesela, havaya her an, hararete, suya her vakit, gıdaya her gün, ziyaya her hafta muhtaçtır. Öyle de hâcat-ı maneviye-i insaniye de muhteliftir. Bir kısmına her an muhtaçtır. Lafzullah gibi. Bir kısmına her vakit muhtaçtır. Bismillah gibi. Bir kısmına her saat muhtaçtır. “Lâ ilahe illallah” gibi. Ve hâkeza kıyas et.
Dördüncü Katre: Altı nüktedir. Beşinci nüktesinde çok âyet-i kerîme bulunmasından ve orası da izah makamı olmadığından Mu’cizat-ı Kur’aniye’ye havale edilerek o nükte tayyedilmiştir. Bazen bir harf-i Kur’anîde Kur’an’ın i’cazını ispat eden bu risale ve arkadaşları olan İşaratü’l-İ’caz ve Mu’cizat-ı Kur’aniye risaleleri Kur’an-ı Hakîm’in birer elmas kılıncıdırlar.
Altıncı Katre: Belâgat-ı Kur’aniyenin bir sırrını keşfederek ediblerin اُنْظُرْ اِلٰى مَنْ قَالَ yani “Kim söylemiş?” demelerine mukabil
اُنْظُرْ اِلٰى مَنْ قَالَ وَلِمَنْ قَالَ وَلِمَا قَالَ وَفٖيمَا قَالَ
diyerek i’caz-ı Kur’aniyeyi parlattırıyor. Bu Altıncı Katre, belâgat-ı Kur’aniye için mühim bir anahtardır.