İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
Onuncu Şuâ · Sayfa 200

Dördüncü Mesele: Bu meselenin Gençlik Rehberi’nde gayet güzel izahı var. Bazı talebeler siyaseti perde ederek Üstadımızın yüksek fikirlerinden istifade etmek için dediler: Küre-i arzı herc ü merc eden ve İslâm mukadderatıyla alâkadar olan harb-i umumîden aylar, seneler geçtiği halde senin merak edip alâkadar olmadığının sebebi nedir?

Üstadımız onlara gayet parlak deliller ve misallerle izah etmiş ve demiş: Ömür sermayesi pek azdır, lüzumlu işler ise pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil daireler gibi her insanın kalp ve mide dairesinden, ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden, vatan ve memleket dairesinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dairesinden tut tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar birbiri içinde daireler var. Her bir dairede, her bir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede en büyük ve ehemmiyetli ve daimî bir vazifenin olduğunu, en büyük dairede ise en küçük bir vazifenin muvakkat ve ara sıra bulunabildiğini, bu kıyas ile küçüklük ve büyüklük makûsen mütenasip vazifeler bulunabildiğini o talebelere daha birçok misallerle izah ederek merak edilecek şeyin yalnız âhirete ve imana ve Allah’a hizmet yolunda olduğunu bildirmiştir. Daha fazla merak edenler, Dördüncü Mesele’ye müracaat edebilirler.

Beşinci Mesele: Gençlik Rehberi’nde izah edilmiştir. Gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa, gündüz akşama ve geceye dönmesi gibi; gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişeceğini ve o fâni ve geçici gençliği iffetle istikamet dairesinde hayrata sarfetse, onunla ebedî ve bâki bir gençliği kazanacağını bütün semavî fermanların müjde verdiklerini, aksi takdirde sefahet ve dalalette giden gençlik âhiret mes’uliyetini ve kabir azabını ve o gençliğin zevalinden gelen teessüfleri ve günahları ve dünyevî mücazatları çektireceğini ve aynı lezzet içinde ziyade elemler ve belalar bulunduğunu aklı başında her gence tasdik ettirecek derecede aynelyakîn gösterip tasdik ettirir.

Altıncı Mesele: Risale-i Nur’un her tarafında kat’î ve hadsiz hüccetleri bulunan iman-ı billah rüknünü, lise talebelerinden bir kısmı Üstadımızın yanına gelerek soruyorlar. Bize Hâlık’ımızı tanıttır diyorlar. Üstadımız da o talebelere “Sizin okuduğunuz her fen kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan bahsediyor, size Hâlık’ı tanıttırıyor. Siz muallimleri değil, onları dinleyiniz.” diyerek, aklî ve kat’î birçok misal ve delilleri ele alarak gayet hârika bir şekilde