İçeriğe atla
Zülfikar
Zülfikar’ın Üçüncü Makamı · Sayfa 392

suretinde tevafuku elbette tesadüfî olamaz. Çünkü madem Allâmü’l-Guyub’un kelâmıdır,

وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا فٖى كِتَابٍ مُبٖينٍ

işaret olunan Kitab-ı Mübin’in bir nüshası olan Kur’an’da hâdisat-ı âleme işaretler vardır ve kısmen göstermişiz.

Hem madem en evvel nâzil olan şu sure, mecmu-u Kur’an’ın bir nevi fihristesidir. Hem madem Kur’an’ın intişar ve fütuhatına ve Kur’an’a ait hâdisata dair âyât-ı kesîre vardır. Elbette Sure-i El-Alak hurufatının verdiği bu gibi haberler kasdîdir, tesadüften münezzehtir.

Dördüncü letafetten küçük bir numune: Sure-i El-Kehf’in âyâtı 111’dir. Kelimatı, Tefsirü’l-Mikbas hesabına göre 1564’tür. Âyâtı itibarıyla 29 sureye tevafuk ettiği gibi, kelimatıyla dahi 39 sure ile yalnız 1000 adedinde tevafuk ediyor. O surelerin on altısının kelimatıyla ve 23 surenin hurufatıyla tevafuk ederek Kur’an-ı Hakîm’in tam nısfında olan Sure-i El-Kehf mecmu-u suver-i Kur’aniyenin takriben nısfı ile ittihad etmesi, i’caz-ı Kur’anînin şuâıyla tanzim edildiğini gösterir.

***

Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Sekizinci Kısmı’nın Beşinci Remzi

بِسْمِ اللهِ الرّحْمٰنِ الرّحِيمِ

Sure-i اِذَا جَۤاءَ نَصْرُ اللهِ وَالْفَتْحُ esrarından iki üç sırrı tevafuk anahtarıyla açılmaya dairdir. Burada numune için birkaç nükte yazılacak.

Birincisi: Tevafukun 10 adetten ziyade çeşit çeşit envaı var. Eğer tevafuk ayrı ayrı cihetten bir hâdiseye baksa ve tevafuk etse ve makama mutabık ve münasip ve kelâmın manasına muvafık ve müeyyid olsa o tevafuk o vakit işaret derecesine çıkar. O tevafukla şu âyet şu hâdiseye işaret eder denilebilir.