İçeriğe atla
Zülfikar
Zülfikar’ın İkinci Makamı · Sayfa 209

Latîftir ki وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ rükn-ü imaniyenin evveli olan dünyanın ölmesini âhirki ayet haber veriyor. Ve o rüknün âhiri olan ihya-yı emvatı birinci ayet haber veriyor. Öyle de

اَلْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ cümlesinde aynen evvel-i kelime âhiri, âhir-i kelime evveli gösteriyor.

Hem yine haşri ve ihyayı ders veren ve hâtimede mezkûr olan

مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ اِنَّ اللهَ سَمٖيعٌ بَصٖيرٌ

ayetiyle ve kıyametin zelzele-i kübrasını ders veren ve âhirde hem Onuncu Söz’ün hem Yirmi Dokuzuncu Söz’ün âhirinde zikredilen اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَا Suresi’nin melfuz kudsî hurufatının adedi olan yüz doksan dörtte bir tek fark ile bu eliflerin yüz doksan üç adedine tevafuk etmesi, sâbık tevafuka tam tevafuk etmekle hem onları teyid ediyor hem de onlarla teeyyüd ediyor.

Yine bu Söz’ün tevafukat-ı latîfesindendir ki:

Elifler ile satırların mecmu-u adedi olan dokuz yüz doksan sekiz; Risaleti’n-Nur, şeddeli nun iki nun sayılmak şartıyla aynen dokuz yüz doksan sekizde tevafuk ettiği gibi; bu iki tevafuk, meşhur bir sırr-ı azîm-i Besmele’nin (Hâşiye40) makam-ı ebcedisi olan dokuz yüz

______

40 Hâşiye : Evet, en evvel nazil olan Sure-i Alak’ın başında اِقْرَأْ بِاسْمِ emrinin delâletiyle Kur’an’daki bütün Bismillahların kaide-i sarfiyece müteallakı اِقْرَأْ kelimesidir. Bu اِقْرَأْ emri, Kur’an itibarıyladır. Biz بِاسْمِ اللهِ desek اِقْرَأْ kelimesini اَقْرَاُ olarak mütekellim-i vahde sîgasıyla okuyacağız. Okumak işinde her Besmele’nin başında bu اَقْرَاُ manası mukadderdir. İşte Besmele-i şerifenin müteallak-ı mukadderi olan اَقْرَأْ ile ve şedde ve gayr-ı melfuzlar sayılmamak şartıyla makam-ı ebcedîsi sırlı ve meşhur olan dokuz yüz doksan dokuz adedidir.