akıllılık dediğinizin çoğunu ben akılsızlık biliyorum, o çeşit akıldan istifa ediyorum
وَكُلُّ النَّاسِ مَجْنُونٌ وَلٰكِنْ عَلٰى قَدَرِ الْهَوٰى اِخْتَلَفَ الْجُنُونُ
kaidesini sizlerde görüyorum.” demiştim.
Şimdi dahi ben kardeşlerimi şiddetli bir mes’uliyetten kurtarmak fikriyle bana mahrem risaleler cihetinde ara sıra bir cezbe, bir cinnet-i muvakkate isnad edenlere aynı sözleri tekrar ile beraber iki cihette memnunum:
Birisi: Hadîs-i sahihte vardır ki: “Bir adam kemal-i imanı kazandığına, avam-ı nâsın akıllarının tavrı haricindeki yüksek hallerini mecnunluk, divanelik saymaları, onun kemal-i imanına ve tam itikadına delâlet eder.” diye ferman ediyor.
İkinci cihet: Ben, bu hapisteki kardeşlerimin selâmetleri, necatları ve zulümden kurtulmaları için değil yalnız bir divanelik isnadı, belki kemal-i fahir ve ferah ile tamam aklımı ve hayatımı feda etmesini kabul ediyorum.
Hattâ siz münasip görürseniz, o üç zatlara benim tarafımdan bir teşekkürname yazılsın ve onları manevî kazançlarımıza teşrik ettiğimiz bildirilsin.
Said Nursî
***
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
Ben, muhterem ehl-i vukufun raporunu hakkımızda adalet ve hakkaniyet noktasında onlara bütün ruhumla teşekkür ediyorum. Onların yüz risaleden fazla kitapları kısa bir zamanda tetkik etmeleri cihetiyle elbette bazı noksanları bulunur. Ben de o zatların raporlarına bir yardım niyetiyle bir kaç noktasını izah edeceğim. Onları tenkit etmiyorum. Belki tetkiklerine yardım ediyorum. Hattâ bana verdikleri cezbe ve ara sıra ihtilal-i ruhîyi kemal-i memnuniyetle kabul ediyorum.