İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 230

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

Eski Said’in matbu “Lemaat” başındaki acib imzası az tağyir ile şimdiki halime ve yetmişinci sene-i ömrüme tam muvafık gelmesi cihetiyle yazdım. Münasip görseniz hem müdafaatın hem Meyve’nin hem küçük mektubların âhirinde imza yerinde yazarsınız.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

اَلدَّاعٖى

Yıkılmış bir mezarım ki yığılmıştır içinde Said’den altmış dokuz emvat bâ-âsam âlâma

Yetmişinci olmuştur o mezara bir mezar taş, beraber ağlıyor hüsran-ı İslâm’a

Ümidim var ki istikbal semavatı zemin-i Asya, bâhem olur teslim yed-i beyza-i İslâm’a

Zira yemin-i yümn-ü imandır, verir emn-ü eman-u emniyeti enama.

Said

***

(Elmas kalemli, altın başlı, mu’cizeli Kur’an’ın kâtibi Hüsrev’in mutabık bir fıkrasıdır.)

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

Risale-i Nur’un kerametlerindendir ki: Üstadımız (radıyallahu anh) “Ey mülhidler ve ey zındıklar! Risale-i Nur’a ilişmeyiniz. Eğer ilişseniz, yakından sizi bekleyen belalar, sel gibi başınıza yağacaktır.” diye on seneden beri kerrat ile söylüyordu.