İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 211

ilişmeyenin hürriyet-i şahsiyesi her hükûmette vardır, ilişilmez. Ve hükûmet ele bakar, kalbe bakmaz.

Ve madem asayişe ve idareye ve siyasete ilişmek isteyen herhalde hiç şüphesiz gazeteler ile ve dünya hâdisatı ile alâkadar olacak, tâ kendine yardım eden cereyanları, vaziyetleri, hâdisatı bilsin, tâ yanlış ayağını atmasın.

Ve Risale-i Nur ise şakirdlerini o derece men’etmiş ki bütün yakın dostlarım biliyorlar ki yirmi senedir değil gazeteleri okumak, belki sormasını ve merak etmesini ve düşünmesini bana terk ettirmiş. Ve iki sene ve iki aydır (*24) kat’iyen dünya harplerinden ve vaziyetlerinden hiçbir haber almamak derecede beni hayat-ı içtimaiyeden çekmiş.

Elbette ve elbette hikmet-i hükûmet ve kanun-u siyaset ve düstur-u adalet bana ve benim gibi kardeşlerime ilişmez ve ilişen herhalde ya evhamdan veya garazından veya inadından ilişir.

Üçüncüsü: Bir müddeiumumî yanlış bir mana ile Beşinci Şuâ’ya dair suallerinde kanun hesabına değil belki bir ölmüş şahsın dostluğu taassubu hesabına manasız ve lüzumsuz itirazları sebebiyle bu gelecek uzunca tafsilatı vermeye mecbur oldum.

Evvela: Bu Beşinci Şuâ’yı biz mahrem tutuyoruz (1), neşretmiyoruz (2). Hem bütün taharrilerde bende bulunmadı (3). Hem sekiz senede bir iki defa, bir iki saat elime geçti (4). Hem maksadı yalnız avamın imanlarını şüphelerden ve müteşabih hadîsleri inkârdan kurtarmaktır. Dünya cihetine üçüncü, dördüncü derecede, dolayısıyla bakar (5). Hem verdiği gaybî haberler doğrudur (6). Hem ehl-i siyaset ve dünya ile mübareze etmez, yalnız ihbar eder (7). Hem şahısları tayin etmiyor (8). Küllî bir surette, bir hakikat-i hadîsiyeyi beyan eder. Fakat bir zaman sonra o küllî hakikati bu asırdaki dehşetli bir şahsa tam tatbik etmişler. Onun için bu senelerde yeni telif edilmiş zannıyla itiraz ettiler. Hem o risalenin aslı, Dârülhikmetten de daha eskidir. Yalnız bir zaman sonra tanzim edildi, Risale-i Nur’a girdi. Şöyle ki:

Hürriyetten evvel İstanbul’a geldim. O zaman Japonya’nın baş kumandanı, İslâm ulemasından dinî bazı sualler sormuştu. Onları İstanbul hocaları benden sordular. Hem çok şeyleri o münasebetle sual ettiler.

______

24 * Yedi sene aynı hal devam etti, hiç sormadı.