İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 205

tehlikelerden kurtaran ve yüz otuz risale binler nüshalarıyla naşir-i efkârı bulunan ve dünya cereyanlarından hiçbir cereyanla alâkası bulunmayan ve siyasetten bi’l-külliye tecerrüd eden ve asılsız bir evham yüzünden bir seneden beri aleyhine hücum planı çevrilen, imanî ve Kur’anî ve sırf uhrevî bir taife-i azîmenin müdafaası ve evhamın zararından kurtulması benim sıhhatim ile ve itidal-i demimle bağlanmış.

Elbette siz, binler masum şakirdlerin hayır dualarını kazanmak niyetiyle sıhhatimin şeraitine ciddiyetle bakarsınız. Tevkif altına alınmış bir müttehem adamın sıhhati ne ehemmiyeti var diye yalnız resmî baksanız, hekimlikteki hikmet ve şefkat ve insaniyet incinecekler. Benim de şimdiki insanlardan ümidim kesilecek.

Hayli ihtiyar ve çoktan hasta ve çok zayıf ve cidden ve tam müteessir, mevkuf

Said Nursî

***

Efendiler! Hâkimler! Çok geniş Risale-i Nur’a ait Isparta müddeiumumîsinin hem mükerrer hem intizamsız hem muhtelif hem çok suallerine karşı benim de Risale-i Nur’u müdafaa mecburiyetiyle böyle intizamsız ve parça parça ve bazen mükerrer ifadelerime nazar-ı müsamaha ile bakmanızı rica ederim. Risale-i Nur’un kıymetini gösteren bazı hususi, mahrem risaleler ki Keramat-ı Aleviye ve Keramat-ı Gavsiye ve İşarat-ı Kur’aniye risaleleridir. Elinize geçmek ve geçmiş ihtimaliyle derim:

Bu mahkemenin Risale-i Nur’a itiraz ve tenkit değil, onu müdafaa etmek bir vazifesi olduğunu iddia ediyorum. Evet vahdet-i mesele cihetiyle o mezkûr üç mahrem risaleler yüzer işaretleriyle Risale-i Nur’u tasdik ve hakkaniyetine imza basıyorlar. Bir davada bu kadar emareler şehadet ettikleri halde, o dava çürütülmez. Risale-i Nur’un arkasında otuz üç âyât-ı Kur’aniye işaratı ve Hazret-i İmam-ı Ali radıyallahu anhın üç keramat-ı gaybiye ile ihbaratı ve Gavs-ı A’zam’ın sarahate yakın şehadatı vardır. Ona hücum, bunlara hücumdur. Evet madem ölüm öldürülmemiş ve kabir kapısı kapanmıyor ve hayat-ı dünyeviye süratle hiçliğe gidiyor. Elbette Risale-i Nur gibi kudsî ve kat’î bir esere eşedd-i ihtiyaç vardır.

***