(6) (Hâşiye) birbiri ile imtizaç edip ondan çıkan levn-i nurani ancak o şark ve garbın kab-ı kavseyni olan kâbe-i saadetinin tâk-ı muallâsının kavs-i kuzahının elvan-ı seb’asının lacivert levninin timsali belki şu levnin manzarası bir derece irae edilebilir.
Lâkin ittihat, cehil ile olmaz. İttihat, imtizac-ı efkârdır. İmtizac-ı efkâr, marifetin şuâ-ı elektrikiyle olur.
S- Neden eskiden sükût ettin?
C-
لِاَنَّ الْاِسْتِبْدَادَ كَانَ مَانِعًا لِلْاِتِّحَادِ
فَكُنْتُ سَكَتُّ عَلٰى جَمْرِ الْغَضٰى
(*)
S- Bid’alara düşen şeyhlere hücum hatardır. İçlerinde evliya bulunur.
اَلَّا تَخَافُ اَنْ تُصٖيبَهُمْ بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحَ
عَلٰى مَا فَعَلْتَ مِنَ النَّادِمٖينَ
___
Hâşiye: Şu müselsel üsluptaki fıkralar; her biri İslâmiyet’in bir şuâına, bir hüsnüne, bir seciyesine, bir rabıtasına, bir temeline işarettir.
* Lisan-ı Arabî’nin elzemiyetini düşündüğüm vakitte söylemişim.