S- Nasıl?
C- Maişet için tarîk-i tabiî ve meşru ve zîhayat; sanattır, ziraattır, ticarettir. Gayr-ı tabiî ise memuriyet ve her neviyle imarettir. Bence imareti, ne nam ile olursa olsun, medar-ı maişet edenler bir nevi cerrar ve aceze ve seeledir. Fakat hilebaz kısmında… Bence memuriyete veya imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir. Yoksa yalnız maişet ve menfaat için girse bir nevi çingenelik eder. (*)
İşte memuriyet filcümle ve askerlik bi’l-cümle bizde olduğu için servetimizi israf eline verip neslimizi etrafa saçıp zayi ettik. Eğer öyle gitse idi biz de elden giderdik. İşte onların asker olması, zarurete yakın bir maslahat-ı mürseledir. Hem de mecburuz. Mesalih-i mürsele ise İmam-ı Mâlik mezhebinde bir illet-i şer’iye olabilir.
S- Şimdi Ermeniler kaymakam ve vali oluyorlar, nasıl olur?
C- Saatçi ve makineci ve süpürgeci oldukları gibi… Zira meşrutiyet, hâkimiyet-i millettir. Hükûmet hizmetkârdır. Meşrutiyet doğru olursa kaymakam ve vali reis değiller, belki ücretli
___
* Ey memurlar, Eski Said’in kırk beş sene evvel söylediği bu sözünden gücenmeyiniz.