İçeriğe atla
Miftâhu'l-İman
Birinci Makam'ın Üçüncü Kısmı · Sayfa 87

yapması ile on iki küllî ve kat’î hüccetlerle risalet-i Muhammediyeye (asm) kudsî şehadet ettiği halde, acaba hiç mümkün müdür ki sinek kanadının ve bir çiçeğin tanziminden lâkayt kalmayan bu kâinat sahibinin bu derece küllî ve geniş şehadetlerine mazhar olan risalet-i Muhammediye (asm), kâinatın manevî bir güneşi olmasın?

İşte bu on beş küllî şehadetler, her biri pek çok şehadetleri, hattâ “Üçüncü Şehadet” mu’cizat lisanıyla bin şehadeti ihtiva edip öyle bir kat’iyetle ve kuvvetle اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ‌ olan davayı ispat ve tahakkukunu ve kıymetini

______

beni bırakıp gidiyorlar. Ben de gideceğimi biliyorum. Bu pek elîm ve can-hıraş meyusiyete karşı, birden saadet-i ebediye ve hayat-ı bâkiye müjdesini Zat-ı Ahmediye’den (asm) işitmekle kurtuluyorum ve tam teselli buluyorum. Hattâ teşehhüdde

اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ اَيُّهَا النَّبِىُّ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

dediğimde ona hem biat hem memuriyetine teslim ve itaat hem vazifesini tebrik hem bir nevi teşekkür ve saadet-i ebediye müjdesine bir mukabeledir ki Müslümanlar her gün beş defa bu selâmı yaparlar.