âyetlerinin mühim bir sırrını tefsir ediyor. Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın kesret-i izdivacı nefsanî olmadığını, belki akval ve ef’ali gibi ahval ve etvarından tezahür eden ahkâm-ı şeriata vasıta olmak için hususi dairesinde ziyade şakirdleri bulunmasıdır.
Ve Hazret-i Zeyneb’i tezevvücü, sırf bir emr-i İlahî ve kader-i Rabbanî ile olduğunu beyan ediyor. Eski zaman münafıkları gibi yeni zaman zındıklarının tenkitlerini kat’î bir surette kırıyor.
SEKİZİNCİ MEKTUP:
فَاللّٰهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِمٖينَ
diyen Hazret-i Yakub aleyhisselâmın Hazret-i Yusuf aleyhisselâma karşı hissiyatı aşk olmadığını, belki ulvi bir mertebe-i şefkat olduğunu ve şefkat aşktan çok yüksek ve keskin bulunduğunu ve ism-i Rahman ve ism-i Rahîm’in vesilesi şefkattir diye beyan ederek بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ in güzel bir sırrını
فَاللّٰهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِمٖينَ in parlak bir nüktesini tefsir ediyor.
DOKUZUNCU MEKTUP:
Keramet ve ikram ve inayet ve istidraca dair mühim bir kaideyi beyan eder. Kerametin izharı zarar olduğu gibi ikramın izharı şükür olduğunu ve en selâmetli keramet ise bilmediği halde mazhar olmak olduğunu ve hakiki keramet ise kendi nefsine değil belki Rabb’ine itimadını ziyadeleştiren olduğunu, yoksa istidrac olduğunu hem hayat-ı dünyeviyeyi bahtiyarane geçirmenin çaresi, âhiret için verilen hissiyat-ı şedideyi dünyanın fâni umûruna sarf etmemek olduğunu ve aşkın mecazî ve hakiki iki nev’i olduğu gibi; hırs ve inat ve endişe-i istikbal gibi hissiyat-ı şedidenin dahi mecazî ve hakiki olarak ikişer kısmı bulunduğunu, mecazîleri gayet zararlı ve sû-i ahlâka menşe ve hakikileri gayet nâfi’ ve hüsn-ü ahlâka medar olduğunu ispat eder.
Hem İslâm ve imanın mühim bir farkını beyan eder. Yani İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve iltizamdır; iman ise hakkı iz’an ve tasdiktir. Yirmi sene evvel dinsiz bir Müslüman bulunduğu gibi