İçeriğe atla
Konferans
Camiü’l-Ezhere yazılan bayram tebriğine ilâve edilen bir cevap · Sayfa 69

Manası tam bilinmeyen veya mana-yı zahirîsi hakikate mutabık görünmeyen hadîs-i şeriflere edilen bu nevi itirazlar, Kur’an-ı Hakîm’in evham kabul etmeyen kalesine de gideceğinden, münafıkların medar-ı bahis ettikleri âyât hakkında Risale-i Nur’un verdiği kat’î cevapların bir iki misalini zikrediyoruz:

Evvela: Kur’an-ı Hakîm kâinata mana-yı harfiyle bakıyor. Felsefe ise mana-yı ismiyle bakıyor. Kur’an-ı Hakîm eşyayı mahiyet-i zatiyesinden değil, Sâni’e delil olduğu cihetten nazara alıp mütalaa ediyor.

Mesela وَالشَّمْسُ تَجْرٖى لِمُسْتَقَرٍّ der. Evvel emirde maksad-ı Kur’an, Sâni’in azamet ve kudretine delâlet için kâinattaki intizamı zikretmektir. Bu âyetle o intizama delâlet ederek, gece gündüzdeki tasarrufat-ı İlahiyeyi ihtar eder. Kozmoğrafya dersi vermiyor ki medar-ı tekzip olsun. Halbuki لِمُسْتَقَرٍّ deki ل bir mu’cizedir ki güneşin üç cihetle cereyanını gösteriyor:

Birincisi: Güneşin zahir nazardaki cereyanıdır. Kur’an’ın birinci saftaki muhatapları avam olduğundan avam ise küre-i arzın cereyanını değil, güneşin cereyanını gördüğünden, onların hissini okşamak ve onları hakaik-i