1- “Umumî meselelerde ispata karşı nefyin kıymeti yok ve kuvveti pek azdır. Mesela, ramazan-ı şerifin başında hilâli görmek hususunda iki âmî şahit ispat etseler ve binler eşraf ve âlimler görmedik deyip nefyetseler nefiyleri kıymetsiz ve kuvvetsizdir. Aynen onun gibi hakikat noktasında imana karşı gelen kâfirlerin ve münkirlerin kesretinin ve zahiren çokluğunun kıymeti yoktur.”
2- “Bir fennin veya bir sanatın medar-ı münakaşa olmuş bir meselesinde, o fennin ve o sanatın haricindeki adamlar ne kadar büyük ve âlim ve sanatkâr da olsalar sözleri o meselede geçmez ve hükümleri hüccet olmaz ve o fennin icma-ı ulemasına dâhil sayılmaz. Mesela, büyük bir mühendis, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde bir küçük tabip kadar hükmü geçmez. Ve bilhassa maddiyatta çok tevaggul eden ve gittikçe maneviyattan uzaklaşan ve aklı gözüne inen en büyük bir feylesofun münkirane sözü, maneviyatta nazara alınmaz ve kıymetsizdir.”
Buna dair Risale-i Nur’dan Hikmetü’l-İstiaze Risalesi’nde şöyle denilmiştir:
Bir vesvese-i şeytaniyedir ki: Bir hakikat-i imaniyeye dair yüzer delail-i ispatiyenin hükmünü, nefyine delâlet eden bir emare ile kırmak ister. Halbuki kaide-i mukarreredir ki: