ebedî bir müfarakat içinde idam olduklarını tevehhüm edip cehennem azabından beter bir elemi düşünürken birden âhirete iman geldi. O insanın gözünü açtırdı ve perdeyi gözünden kaldırdı, baktırdı. O da o imanla baktı. O dostlarını ebedî ölümlerden ve çürümelerden kurtulmuş, mesrurane ve nurani bir âlemde onu bekliyorlar vaziyetinde müşahede etti ve cennet lezzetinden haber veren bir lezzet-i ruhaniyeyi o müşahede ile aldı.
Üçüncü faydası: İnsanın sair zîhayatlar üstündeki tefevvuku ve yüksek seciyeleri ve cem’iyetli istidatları ve küllî ubudiyetleri ve geniş vücudî daireleri itibarıyla üstünlüğüdür. Halbuki o insan hem ma’dum hem ölü hem karanlık olan geçmiş ve gelecek zamanların ortasında sıkışmış ve gayet kısa bir zaman olan hazır zamanın mikyasıyla ve ölçüsüyle hamiyeti, muhabbeti, kardeşliği ve insaniyeti gibi seciyeler alır. Mesela eskiden tanımadığı ve ayrıldıktan sonra da hiç göremeyeceği babasını, kardeşini, karısını, milletini, vatanını sever, hizmet eder. Ve bu hususta tam sadakate ve ihlasa nadiren muvaffak olabilir ve o nisbette kemalâtı ve seciyeleri küçülür. Değil hayvanların en ulvisi, belki akıl cihetiyle baş aşağı en bîçaresi ve en aşağısı olmak gibi bir vaziyete düşeceği sırada âhirete iman imdadına yetişir. Mezar gibi dar zamanını geçmiş ve gelecek zamanları içine alan pek geniş zamana çevirir. Ve dünya kadar, belki ezelden ebede kadar bir daire-i vücud gösterir. Babasını dâr-ı saadette ve âlem-i ervahta dahi pederlik münasebetiyle ve kardeşini tâ ebede kadar uhuvvetini düşünmesiyle ve karısını cennette dahi en güzel bir refika-i hayatı olduğunu bilmesi haysiyetiyle sever ve onlara merhamet eder, hürmet eder, yardım eder.
Dördüncü faydası: İnsanın hayat-ı içtimaiyesine bakar. Nev-i insanın dörtten birini teşkil eden çocuklar âhirete iman ile insanca yaşayabilirler ve insaniyetin istidatlarını taşıyabilirler. Yoksa o çocuklar elîm endişeler içinde kendilerini uyutturmak ve unutturmak için oyuncaklarıyla haylaz bir hayatla yaşayacaklar. Çünkü her vakit etrafında onun gibi çocukların ölümleriyle o çocuğun ileride uzun arzuları taşıyan küçük dimağında ve zayıf kalbinde ve mukavemetsiz ruhunda öyle bir tesir yapar ki, hayatı ve aklı o bîçareye âlet-i azap ve işkence edeceği zamanda âhirete iman dersi ile görmemek için oyuncaklar altında saklandığı o endişeler yerinde bir sevinç ve bir genişlik hissederek der: “Bu kardeşim ve arkadaşım öldü, cennetin bir kuşu oldu. Bizden daha iyi keyfeder, gezer. Validem öldü,