İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
Onuncu Şuâ · Sayfa 167

İKİNCİ ŞUÂ:

Bu Şuâ, esma-i Rabbü’l-âlemîn’den “Allahu Ehad” ism-i celilinin inkişafıyla Otuzuncu Lem’a olan ve “Sekine” tabir edilen “Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddüs” esma-i azîmesinin yedinci nüktesi olarak gayet mühim akaid ve delail-i İslâmiyeyi ve esrar-ı imaniyeyi hâvi bir risale olup üç makam, üç meyve, üç muktezî, üç hüccet, bir hâtime olarak tanzim ve tekmil edilmiştir.

Birinci Makamın Birinci Meyvesi: Fâtır-ı Akdes Hazretlerinin cemal-i İlahîsi ve kemal-i Rabbanîsi ancak tevhid ve vahdette tezahür ettiğini, makul ve mütesanid bir şekilde iddia ve ispat ile, akl-ı kâmil ve kalb-i selim sahiplerini hayran edecek bir i’caz ve îcaz ile, mahluka Hâlıkını re’yü’l-ayn derecesinde tanıttıracak bir makamda bir ders-i hikmettir.

İkinci Meyve: Bu meyve dahi kâinatın zat ve mahiyetinden bahisle مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ فَقَدْ عَرَفَ رَبَّهُ sırrıyla kâinatın icmal edilmiş bir numune-i acibesi olan nev-i insan “Kendisini bilmekle Rabbisini bilir.” ferman-ı Nebevîsi tam şu zamanda dertlere derman olacak bir tertipte tastir edilmiştir.

Nev-i beşer sebeb-i hilkatiyle hem sair zîruhların fevkinde akıl, vicdan, kalp ve ruh gibi mühim techizatla küre-i arza sultan olduğu halde, bazı insan suretini takınan akrepler Zat-ı Bâri hakkındaki küfr-ü mutlaklarıyla o kadar çıfıtlık gösteriyorlar ki âdeta bütün kâinatı ve bilhassa kendi vücudlarını inkâr ediyorlar. Bu gibi mühlik ve sekametli bir uçurumdan gidenlere gayet müstakim bir yol ve son derece şavklı bir cadde ve bâki bir hayata ve saadete mazhar olmak isteyen ashab-ı şuur, şu meyveden müstefid olmakla ebedî bir hayat kazanabilir.

Üçüncü Meyve: Mahlukattan zîşuur olan insana bakar, der ki: “Ey Âdemoğlu! Sen mahlukatın en nazenin ve pek mükerrem ve mükemmelisin. Çok mesud ve mümtaz olmak, tâ ebede kadar elini yetiştirmek ve temin-i istikbal-i ebedî etmek ve Hâlık-ı âlem’in muhatabı, hem dostu olmak istersen, Zat-ı Ehad ü Samed olan Cenab-ı Rabbü’l-âlemîn Hazretlerine tevhid ile tam i’tisam eyle.”