ispat edilip kâfiri esfel-i safilîne atan ve خَالِدٖينَ ’de hapseden bir tahkiktir. Biayni’l-hakikat tam bir muvazene-i adalet ve müskit bir cevaptır.
Yirminci Nükte:اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
âyet-i kerimesindeki, yalnız emir ile icadını ve surelerin başlarındaki mukattaat-ı huruf hâsiyetlerine ve fezaillerine ve tesirat-ı maddiyelerine dair vürud eden hadîslerin fehme takribi için dört unsurdan hava unsurunun nefes-i insanda emir ve irade ile mübaşeretsiz fiil ve icad cihetiyle ağzından çıkan bir tek kelime zamansız, mekânsız, bir fırka asker kadar bir sümbül verip hareket ettirdiği gibi, aynı havanın her bir zerresi “emr-i kün feyekûn”e karşı muntazam bir ordunun neferleri gibi kâinatta cereyan eden kudret-i İlahiye ve hikmet-i Sübhaniye ile o emir ayn-ı kudret gibi cilveger olduğunu müşahede ile tarif ve ispat edip asrın akılsız, yularsız, gemsiz mahluklarını gemleyip kendi fenleriyle kendilerini iskât eden ve insaf ve imana davet eden kıymettar bir nüktedir.
Yirmi Birinci Nükte:Risale-i Nur müellifinin ve şakirdlerinin başına gelen musibet bir dest-i inayetle tanzim edildiğini, beş manidar tevafukat-ı latîfe ile ispat eder, gösterir.
Yirmi İkinci Nükte:İki mühim ve herkese lüzumlu ve fıtratı bozulmamış her bir kalb-i selim ve vicdan sahibi daima kendi âyine-i hayatında hissedip görebileceği bir nüktedir.
Birincisi: Ahlâka dair olup insanı تَخَلَّقُوا بِاَخْلَاقِ اللّٰهِ mealindeki hadîs-i şerife mazhar eder.
İkincisi:
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ ۞ مَٓا اُرٖيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ
وَمَٓا اُرٖيدُ اَنْ يُطْعِمُونِ ۞ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتٖينُ
âyet-i kerimesinin i’cazından süzülen bir mana ile beşerin en büyük