İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
On Beşinci Lem’a · Sayfa 90

Vâhid’in vücub-u vücuduna şehadet ederek –küre-i arz kuvvetinde– bir hüccet-i vahdaniyeti göstermekle tefsir ediyor.

On Sekizinci Pencere:

اَوَلَمْ يَنْظُرُوا فٖى مَلَكُوتِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ

âyetinin bir hakikatini, mükemmel bir eser mükemmel bir fiile, mükemmel fiil mükemmel bir fâile, mükemmel fâil mükemmel sıfât ve esmaya kat’î delâlet ettiğinden bütün kâinat mevcudatıyla her biri birer hikmetli esere, her eser birer muntazam fiile, muntazam fiil birer fâile ve o fâilin Kadîr ve Alîm gibi esmasına yani Hâlık-ı Zülcelal’in esma ve sıfâtına delâlet ve şehadet ettikleri suretinde tefsir ediyor.

On Dokuzuncu Pencere:

يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ

âyetinin bir hakikatini, semavat güneşler ve yıldızlar kelimatıyla ve arz kafası nebatat ve hayvanat denilen kelimat-ı tesbihiyesi ile ve her bir ağaç yaprak, çiçek ve meyvelerin kelimeleriyle ettikleri tesbihat noktasında, silsile-i mevcudat gibi kuvvetli bir hüccet-i vahdaniyeti göstermekle tefsir ediyor.

Yirminci Pencere:

۞ فَسُبْحَانَ الَّذٖى بِيَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ

۞ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ

۞ وَاَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُ وَمَٓا اَنْتُمْ لَهُ بِخَازِنٖينَ

âyetlerinin hakaikinden geniş bir hakikati, mevcudatın enva-ı külliyesinden ziya, hava, mâ gibi anasır-ı külliyenin zahiren tesadüfî zannedilen vaziyetlerindeki intizam-ı mahfî; ve çiçekler ve meyveler ve kuşlar gibi envaın şekillerindeki hikem-i hafiyenin izharı cihetiyle, gayet geniş ve parlak bir delil-i vahdaniyet göstermekle tefsir ediyor.