Dört cihetle pek çok âyâtın mühim hakikatlerini, dört kat’î ve kuvvetli vahdaniyet delilleriyle tefsir ediyor.
Sekizinci Pencere:فَاُولٰٓئِكَ مَعَ الَّذٖينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّٖنَ وَالصِّدّٖيقٖينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِحٖينَ وَحَسُنَ اُولٰٓئِكَ رَفٖيقًا
âyetinin pek mühim bir hakikatini, bütün ervah-ı neyyire ashabı olan enbiya mu’cizatlarına istinaden ve bütün kulûb-ü münevvere aktabı olan evliya keşf ü kerametlerine itimaden ve bütün ukûl-ü nuraniye erbabı olan asfiya tahkikatlarına istinaden bir tek Vâhid-i Ehad, Vâcibü’l-vücud, Hâlık-ı külli şey’in vücub-u vücuduna ve vahdetine ve kemal-i rububiyetine icma ve tevatür suretinde şehadetleri pek büyük ve çok nurani bir pencere-i marifet ve hüccet-i vahdaniyet olduğunu göstermekle tefsir ediyor.
Dokuzuncu Pencere:۞ اِنْ كُلُّ مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَ الْاَرْضِ اِلَّا اٰتِى الرَّحْمٰنِ عَبْدًا
وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ
âyetlerinin bir hakikatini, anasır ve zîhayat ve nebatat ve insanların ayrı ayrı şekilde ettikleri ubudiyet içinde gayet kat’î ve kuvvetli bir hüccet-i vahdaniyet göstermek ile tefsir ediyor.
Onuncu Pencere:وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِهٖ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
âyetinin gayet mühim ve büyük bir hakikatini, kâinatın mevcudatındaki birbirine teavünü, tecavübü ve tesanüdü noktasında gayet kuvvetli ve hiçbir cihetle sarsılmaz bir delil-i vahdaniyet göstermekle tefsir ediyor.