rızıklarını ve hayatlarına lüzumu bulunan ve iktidarlarının haricindeki matlublarını birisinden isteyip o fıtrî ihtiyaç diliyle ettikleri bütün dualarını gözümüz önünde kabul eden ve imdatlarına acib ve şuursuz mahlukatı vakti vaktine hikmetle koşturan bir Hâlık-ı Kerîm’e zahir şehadet eder.
İşte bu iki kısma kıyasen, lisan-ı kāl ile edilen duaların bütün nevileri hususan enbiyaların aleyhimüsselâm ve havasların hârika bir surette makbuliyetiاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ deki hüccet-i vahdaniyete şehadet eder.
ALTINCI KELİME: اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ dir. Bundaki hüccete gayet kısa bir işaret şudur:
Evet, nasıl bir yerden bir yere giden yolların ve bir noktadan uzak bir noktaya çekilen hatların en kısası ise en doğrusudur ve müstakimidir. Aynen öyle de maneviyatta ve manevî yollarda ve kalbî mesleklerde en doğrusu en müstakimi ise en kısa ve en kolayıdır.
Mesela, Risale-i Nur’da bütün muvazeneler ve küfür ve iman yollarının mukayeseleri kat’î