akl-ı selim ve iman gözü gördüğü gibi bütün semavî fermanlar ve enbiyalar haber veriyorlar.
Sâniyen: نَعْبُدُ “nun”unun remziyle mukaddimede mezkûr üç cemaatten her biri ve umumu beraber, çeşit çeşit, fıtrî ve ihtiyarî ibadetlerle meşgul olmaları; şeksiz, bedahetle bir mabudiyete karşı şâkirane bir mukabele ve bir Mabud-u Mukaddes’in mevcudiyetine hadsiz ve şüphesiz bir şehadettir.
Ve نَسْتَعٖينُ “nun”unun remziyle mezkûr üç cemaatin, yani mecmu-u kâinattan tâ bir cesetteki zerrelerin cemaatinden her bir taifenin, her bir ferdin fiilî ve halî istianeleri ve duaları var. Ve onların muavenetlerine koşan ve dualarına kabul ile cevap veren bir şefkatli müdebbire, şüphesiz şehadet eder. Mesela, Yirmi Üçüncü Söz’ün dediği gibi zemindeki umum mahlukatın üç nevi duaları pek hârika ve ümidin haricinde kabul olması, bir Rabb-i Rahîm ve Mücîb’e kat’î şehadet eder.
Evet, tohumlar ve çekirdekler istidat lisanıyla her biri birer ağaç ve birer sümbüle olmayı Hâlık’ından isteyip duaları gözümüz önünde kabul olması gibi; bütün hayvanatın ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla elleri yetişmediği yerlerden