İçeriğe atla
Divan-ı Harb-i Örfî
Hürriyete Hitap · Sayfa 73

Bu kuvvetli Asya ve Rumeli tarlası çok şübban-ı vatan mahsulü vereceğinden kaviyyen ümitvarız.

Lâsiyyema şu memalik-i Osmaniye umum enbiyanın mahall-i zuhuru ve devlet-i mütemeddine-i sâlifenin mehd-i teşekkülü ve şems-i İslâmiyet’in maşrık-ı tulûu olduğundan insanların fıtratlarında ektikleri bu üç istidadat-ı kemal, bu hürriyetin yağmuru ile neşv ü nema bulsa herkesin istidadı ve fikr-i münevverinin dal ve budakları şecere-i tûba gibi her tarafa açacaktır. Ve şarkın garba nisbetini, seherin gurûba nisbeti gibi edecektir. Eğer sûs-ü ataletle ve sümum-u ağraz ile kurutulmazsa.

DÖRDÜNCÜ HAKİKAT: Şeriat-ı garra Kelâm-ı Ezelî’den geldiğinden ebede gidecektir. Zira şecere-i meylü’l-istikmal-i âlemin dalı olan insandaki meylü’t-terakkinin mahsul ve semeresi olan istidadın telahuk-u efkârla hasıl olan netaicinin teşerrüb ve tagaddi ile büyümesi nisbetinde, şeriat-ı garra aynen maddî zîhayat gibi tevessü ve intibak edeceğinden ezelden gelip ebede gideceğine bürhan-ı bâhirdir. Asr-ı saadet olan sadr-ı evvelin hürriyet ve adalet ve müsavatı bâhusus o zamanda delil-i kat’îdir ki şeriat-ı garra müsavatı ve adaleti ve