فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ
عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ
Evet, bu âyet bildirdi ki: Madem Cenab-ı Hak var, o her şeye bedeldir. Madem o bâkidir, elbette o kâfidir. Bir tek cilve-i inayeti, bütün dünya yerini tutar. Ve bir cilve-i nuru, mezkûr üç büyük cenazeye manevî hayat verir. Cenazeler olmadığını, belki vazifelerini bitirmiş, başka âlemlere gitmiş olduklarını gösteriyor.
Üçüncü Lem’a’da bu sırrın izahı geçtiğinden ona iktifaen burada yalnız derim ki:
كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ... اِلٰى اٰخِر
âyetinin mealini gösteren iki defa
يَا بَاقٖى اَنْتَ الْبَاقٖى! يَا بَاقٖى اَنْتَ الْبَاقٖى!
beni, gayet elîm o hazîn haletten kurtardı. Şöyle ki:
Birinci defa يَا بَاقٖى اَنْتَ الْبَاقٖى dedim, dünya ve dünyadaki Abdurrahman gibi hadsiz alâkadar olduğum ahbapların zevalinden ve rabıtaların kopmasından neş’et eden hadsiz manevî yaralar içinde bir ameliyat-ı cerrahiye nevinde bir tedavi başladı.