İçeriğe atla
Uhuvvet Risalesi
Risale-i Nur'dan Parçalar · Sayfa 36

uhrevîyi ihsas eder derecede öyle bir zevk, lezzet vardır ki hayatını feda etmek derecesine o hürmeti, o merhameti ileri götürür. Validenin çocuğa merhametindeki şefkat vasıtasıyla kazandığı zevk ve mükâfat için hayatını o merhamet yolunda feda eder dereceye gider. Yavrusunu kurtarmak için arslana saldıran bir tavuk, hayvanat milletinde bu hakikate bir misaldir. Demek, merhamet ve hürmette muaccel bir mükâfat var; âlîhimmet ve âlîcenab insanlar onları hisseder ki kahramanane bir vaziyet alıyorlar.

Hem mesela, hırs ve israfta öyle bir ceza var ki şekvalı, meraklı, manevî ve kalbî bir ceza insanı sersem eder. Ve hased ve kıskançlıkta öyle bir muaccel ceza var ki o hased, hased edeni yakar. Hem tevekkül ve kanaatte öyle bir mükâfat var ki o lezzetli muaccel sevap, fakr u hâcetin belasını ve elemini izale eder.

Hem mesela, gurur ve kibirde öyle bir ağır yük var ki mağrur adam herkesten hürmet ister ve o istemek sebebiyle istiskal gördüğünden daimî azap çeker. Evet hürmet verilir, istenilmez.

Hem mesela, tevazuda ve terk-i enaniyette öyle lezzetli bir mükâfat var ki ağır bir yükten ve kendini soğuk beğendirmekten kurtarır.