bazıları korkularından hiç selâm etmediklerini gördüğüm halde; inayet ve hıfz-ı İlahî bana bir sabır ve tahammül verdi. Emsalsiz bu işkence ve bu tazyik, beni onlara dehalete mecbur etmedi.
…
Üçüncüsü: İki sene, iki mahkeme, ellerinde tetkik edilen bütün Risale-i Nur eczalarında kanunca bir vesile bulamayıp (Hâşiye) bizi ve Risale-i Nur’u beraet ettirdikten sonra zındıka komitesi, münafık bazı memurları vesile ederek, merkez-i hükûmette resmî bir plan çevirip bütün bütün hilaf-ı kanun olarak bütün dostlarımdan ve talebelerimden tecrit ve sıhhat ve hayatım noktasında en fena bir yerde, beni nefyetmek namı altında, haps-i münferid ve tecrid-i mutlak manasında beni Emirdağı’na gönderdiler. Şimdi tahakkuk etmiş ki iki maksatla bu muameleyi yapıyorlar:
Birisi: Eskiden beri ihaneti kabul etmediğimden beni, o surette hiddete getirip bir mesele çıkararak mahvıma yol açmaktı. Bundan bir şey çıkaramadıkları için zehirlendirmek vasıtasıyla mahvıma çalıştılar. Fakat inayet-i İlahiye ile Nur şakirdlerinin duaları tiryak gibi panzehir gibi ve sabır ve tahammülüm tam bir ilaç gibi o planı akîm bıraktı, o maddî ve manevî zehirin tehlikesini geçirdi. Gerçi hiçbir tarihte, hiçbir hükûmette bu tarzda işkenceli zulümler, kanun namına, hükûmet namına yapılmadığı halde; damarlarıma dokunduracak tarzda mütemadiyen tarassudlarla herkesi ürkütmekle beni hiddete getiriyordu.
Fakat birden kalbime ihtar edildi ki: Bu zalimlere hiddet değil, acımalısın. Onların her birisi, pek az bir zaman sonra, sana muvakkaten verdikleri azap yerinde bin derece fazla bâki azaplara ve maddî ve manevî cehennemlere maruz kalacaklar. Senin intikamın, bin defa ziyade onlardan alınır. Ve bir kısmı; aklı varsa dünyada da
___
Hâşiye: Ya hiçbir cihetle hiçbir kanun hattâ onların bazı keyfî kanunları, bize ve Risale-i Nur’a ilişmiyorlar veyahut şimdiki bazı kanunlar iliştiği halde; koca adliyeler ve üç büyük mahkemeler, istikbalde gelecek şiddetli nefret ve lanetten çekinmek için Nur’un ve bizim mahkûmiyetimize cesaret edemeyip ittifakla umumumuzun beraetine ve bütün Risale-i Nur’un iadesine karar verdiler. Dağ gibi kuvvetli adliyeler çekindiği halde, muvakkat bir makamda olan gaddar şahsiyetlerin bu zulmü yapmaları elbette semavatı ve arzı kızdırıyor, daha hiddetime lüzum kalmıyor.