İçeriğe atla
Tarihçe-i Hayat
BEDÎÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR · Sayfa 717

galip etmek, mağlup etmek, muvaffak etmek ve Nurları kabul ettirmek Cenab-ı Hakk’a aittir. Biz, vazife-i İlahiyeye karışmayız.” demiş ve tarihte misline rastlanmayan zulüm ve işkenceler içerisinde çok zalimane muameleler görmüş ve kapısında jandarma ve polis bekletilmek suretiyle cuma namazına dahi gitmekten men’edilmiş ve bütün bu tarihî faciaları kapatmak ve kimseye işittirmemek için de sıkı bir takyidat altına alınmıştır.

İşte böyle ağır şartlar içerisinde Risale-i Nur’u Hazret-i Üstadımız inayet-i İlahiye ile telif edip ekserisini Kur’an harfleriyle ve el yazısıyla neşretmiştir. Böylelikle –aynı zamanda– Kur’an hattını da muhafaza etmiş ve yüz binlerle Müslüman Türk Gençleri Risale-i Nur’u okuyabilmek için mukaddes kitabımız olan Kur’an’ın yazısını öğrenmek nimet ve şerefine nâil olmuşlardır. Üstadımız, mâlik olduğu kuvvet-i iman ve ihlas-ı tamme ile hakaik-i Kur’aniye ve imaniyeyi avam ve havas talebelerinin umumunun istifade edebileceği ve asrın anlayışına uygun yepyeni bir tarz-ı beyanla ifade ve izhar etmiştir. Böylece Risale-i Nur gibi taptaze ve parlak ve yüksek bir tefsir-i Kur’anîyi inayet-i Hak’la meydana getirmiştir.

Bu hârikulâde eserlerdir ki bu vatan ve milleti dinsizlik ve komünistlikten muhafaza etmiştir. Hem şeair-i İslâmiyenin cebren kaldırıldığı ceberut devrinde, dünya hatırı için kendini mecbur zannederek o kudsî şeairden fedakârlık yapanların ve din zararına hareket edenlerin ve İslâmiyet’e muhalif fetvalara ve bid’alara mecbur edilenlerin çokluğu zamanında; Bedîüzzaman ne lisan-ı halinde ne lisan-ı kālinde ve ne de fiiliyatında o kadar zulümler çektiği ve idamlarla tehdit edildiği halde en küçük bir değişiklik bile yapmamıştır.

Bilakis “Ecel birdir, tagayyür etmez. Ölüm, bu âlem-i fenadan âlem-i bekaya ve âlem-i nura gitmek için bir terhistir.” deyip mücadeleye atılmış; bid’aları tanıtan ve durduran ve şeair-i İslâmiyeyi muhafaza eden ve sünnet-i seniyeyi ihya eden eserleri perde altında otuz seneden beri neşretmiş ve muhitinde, âdeta Devr-i Saadet’in bir cilvesini yaşatmıştır. Bir sünnet-i seniyeye muhalif hareket etmemek için işkenceli bir inzivayı ihtiyar etmiştir. Otuz seneden beri milyonlara hükmeden dinsiz ve emsalsiz bir istibdad-ı mutlak, Bedîüzzaman’ı hiçbir cihetten hiçbir vakit hükmü altına alamamış, bilakis zalim müstebitler ona mağlup olmuşlardır.