teşmil eder وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى ya karşı temerrüd eder.
Mesela, muhteris bir intikam veya müntakim bir hilafıyla bir kere demiş: “İslâm mağlup olacak, kalbi parçalanacak.” Sırf o müraî ruhtan gelen, yalancı fikirden çıkan meş’um sözünü doğru göstermek için İslâm mağlubiyetini, İslâm perişaniyetini arzu eder, alkışlar, hasmın darbesinden mütelezziz olur. İşte şu alkışı ve gaddar telezzüzüdür ki mecruh İslâm’ı müşkül mevkide bırakmış. Zira hançerini İslâm’ın ciğerine saplamış olan hasım “Sükût et.” demiyor. “Alkışla, mütelezziz ol, beni sev.” diyor, onları misal gösteriyor.
İşte size dehşetli bir günah ve zulüm ki ancak haşirdeki mizan tartabilir. وَقِسْ عَلَيْهَا
Denildi:
— Mağlubiyet malûmdu, biz bilirdik, bilerek bizi belâya attılar.
Dedim:
— Acaba Hindenburg gibi dehşetli insanlar nazarına nazarî kalmış olan gaye-i harp, sizin gibi acemilere nasıl malûm ve bedihî olabilir.