İçeriğe atla
Sünuhat-Tulûat-İşârât
Sünuhat · Sayfa 26

وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى

İşte siyaset-i şahsiye, cemaatiye, milliyeye dair en âdil bir düstur-u Kur’anî.

اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا

İşte mahiyet-i insaniyede dehşetli kabiliyet-i zulüm sırrı şudur: Beşerde hayvanın aksine olarak kuva ve müyul fıtraten tahdid edilmemiş. Meyl-i zulüm, hubb-u nefis dehşetli meydan alıyor.

Evet, ene ve enaniyetin eşkâl-i habîsesi olan hodgâmlık, hodbinlik, hodendişlik, gurur ve inat, o meyle inzimam etse öyle ekberü’l-kebairi icad eder ki daha beşer ona isim bulmamış. Cehennemin lüzumuna delil olduğu gibi cezası da yalnız cehennem olabilir.

Evvela şahıs itibarıyla: Bir şahıs çok evsafa câmi’dir. Onların içinde bir sıfat adâveti celbetse birinci âyetteki kanun-u İlahî iktiza eder ki adâvet, o sıfata inhisar etsin; mecma-ı evsaf-ı