İçeriğe atla
Sünuhat-Tulûat-İşârât
Sünuhat · Sayfa 19

Mademki kudrette meratib olamaz, makdûrat dahi bizzarure kudrete nisbeti bir olur. En büyük, en küçüğe müsavi, zerrat yıldızlara emsal olur.

İkinci Nokta: Kâinatın iki ciheti var, âyinenin iki vechi gibi. Biri mülk, biri melekûtiyet. Mülk ciheti ezdadın cevelangâhıdır. Hüsün kubuh, hayır şer, sıgar kiber gibi umûrun mahall-i tevarüdüdür. Onun için vesait ve esbab vaz’edilmiş tâ dest-i kudret zahiren umûr-u hasise ile mübaşir olmasın. Azamet, izzet öyle ister. Hakiki tesir verilmemiş, vahdet öyle ister.

Melekûtiyet ciheti ise mutlaka şeffafedir. Teşahhusat karışmaz. O cihet vasıtasız Hâlık’a müteveccihtir. Terettüp, teselsülü yoktur. İlliyet ma’luliyet giremez. İ’vicacatı yoktur. Avâik müdahale edemez. Zerre şemse kardeş olur.

Kudret hem basit hem nâmütenahî hem zatî, mahall-i taalluk-u kudret hem vasıtasız hem lekesiz hem isyansızdır. Büyük küçüğe tekebbürü, cemaat ferde rüçhanı, küll cüze nisbeten kudrete karşı fazla nazlanması olamaz.

Üçüncü Nokta:

لَيْسَ كَمِثْلِهٖ شَىْءٌ ۞ وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى