İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 246

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

Ankara ehl-i vukufun ittifakla bizi şimdiye kadar suçlu vehmini veren emniyeti ihlâl (1), cemiyet kurmak (2), tarîkat gütmek (3), hükûmete ve siyasete ilişmek (4) maddelerinden tebrie etmeleri ve masumiyetimize karar vermeleri, insaflarını ve hakperestliklerini gösterdiklerinden onların az zamanda beş sandık, iki çuval kitap ve mektub ve evrakın tetkikinde aleyhimizde toplanan, çok evham ve ağır şerait içinde benim şahsımın aleyhindeki bazı tenkitleri, beni müteessir etmiyor. Bilakis kalben memnun oluyorum. Çünkü bilmediğim ve düşünemediğim bazı kusurlarımla Risale-i Nur’a ve iman hizmetine zarar olan bir kısım şeyleri öğrendim. Fakat evvelce takdim edilen teşekkürnamede kısmen izah ettiğimiz gibi şimdi raporu gördükten sonra, sekiz dokuz yerde acelelik sebebiyle sehivler ve iltibaslar ve anlamamazlıklar ve yanlışlıklar düşmüş. Ben bu zatları tenkit değil belki onların bu meselede kazanacakları hayrat ve hasenatlarına yardım fikriyle o sehivlerin sahihini beyan edeceğiz:

Birincisi: Onlar ittifakla, yüzde doksan risaleler gayet takdir ile beraber derler: “Bunlarda müellif hem samimi hem hasbî hem ilim ve hakikat ve din esaslarından ayrılmamıştır. Bu doksan kitapta dini âlet etmek veya cemiyet teşkil etmek ile emniyeti ihlâl hareketinin bulunmadığı sarihtir. Ve şakirdleri birbiriyle ve Said ile muhabere mektubları da bu nevidendir.” deyip muhakkikane karar verdikleri yerde, şahsımın bir kusurunu böyle beyan için diyorlar: “Said bazen bu âyetin yüz hikmetinden beşi beyan olunacak der ve bu ise ilim vakarına yakışmaz. Hem bazen bu risale dört buçuk saatte yazıldı der ve bu söz ise kendini medhe ve muhatabını hayrete düşürmek mahiyetinde bir küçüklüktür.”

Elcevap: Ben kusuru ve küçüklüğü nefsime memnuniyetle kabul etmek ile beraber derim:

Bu çeşit sözlerimin sebebi kendimi beğendirmek değil, hâşâ! Belki Risale-i Nur, Kur’an’ın bütün nükte ve hikmetlerini ihata edemez ancak yüzde dördünü beşini beyan edebilir, diye Kur’an’ın vüs’at-i manadaki i’caz-ı manevîsine ihtar ve işarettir.

Ve dört veya altı veya on iki saatte telif edildi demekle, Risale-i Nur doğrudan doğruya Kur’an’ın şakirdidir ve onun hazır malını