İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 217

olmadığını Eskişehir Mahkemesi –yalnız bir iki risaleden başka– ilişmemesi ve koca Kastamonu Zabıtasının sekiz sene zarfında daimî tarassud ile beraber iki hizmetçimden başka yalnız üç adamdan başka bir bahane ile müttehem bulmaması kat’î bir hüccettir ki: Risale-i Nur şakirdleri hiçbir vecihle siyasî cemiyet değiller.

Eğer iddianamedeki cemiyetten maksadı, imanî ve uhrevî bir cemaat ise ona cevaben deriz ki: Eğer dârülfünun talebelerine ve her nevi esnafa birer cemiyet namı verilse bize de o neviden bir cemiyet namı verilebilir.

Eğer dinî hissiyatla emniyet-i dâhiliyeyi ihlâl edecek bir cemaat namı veriliyorsa, buna mukabil deriz: Yirmi sene zarfında bu fırtınalı zamanda Risale-i Nur’un yüz risalelerinden binler nüshalarını binler adam kemal-i merakla okudukları halde hiçbir yerde hiçbir vukuat ile emniyet-i dâhiliyeye ilişmemeleri ve ilişmeleri ne hükûmetçe ve ne de mahkemece kaydedilmemesi bu ittihamı çürütüyor.

Eğer hissiyat-ı diniyeyi kuvvetlendirmesinden istikbalde emniyet-i dâhiliyeye zarar verebilir diye bir cemiyet namı verilmiş ise buna mukabil deriz:

Evvelen: Başta Diyanet Riyaseti, bütün vaizler aynı hizmeti görüyorlar.

Sâniyen: Risale-i Nur şakirdleri değil emniyete, asayişe zarar vermek, belki bütün kuvvet ve kanaatleriyle milleti anarşilikten muhafaza ve emniyet ve asayişi temin etmek için çalıştıklarına delil ise birinci esasta beyan edilmiş.

Evet, biz bir cemaatiz. Hedefimiz ve programımız evvela kendimizi, sonra milletimizi idam-ı ebedîden ve daimî haps-i münferidden kurtarmak ve vatandaşlarımızı anarşilikten ve serserilikten muhafaza etmek ve iki hayatımızı imhaya vesile olan zındıkaya karşı Risale-i Nur’un çelik gibi hakikatleriyle kendimizi muhafaza olduğuna hüccet ise: Risale-i Nur’un zındıkaya karşı manevî bir müdafaanamesi hükmünde olan Denizli Hapsinin Meyvesi namında ve Risale-i Nur’un kısa bir hülâsası ve esas mesleğini beyan eden risaleciktir ki bir nüshası müddeiumumîliğe verilmiş.

İkinci Esas: Risalelerde bazı dokunaklı cümleler var diye başka yerlerin nâkıs ve sathî tahkikatlarına binaen bizi ittiham ediyorlar. Buna mukabil deriz: