İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 198

***

(Bu fıkra resmî memurların ellerine bir casusun eliyle geçtiği için buraya girdi.)

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

Ramazan-ı şeriften bir gün evvel, gizli zındık düşmanlarım tarafından verildiğine kuvvetli ihtimal verdiğimiz, doktorun tasdikiyle bir zehirin hastalığıyla hararetim kırk dereceden geçmeye başlamış iken Kastamonu’da adliye müddeiumumîleri ve taharri komiserleri, menzilimi taharri etmeye geldiler. Ben o dakikadan sonra başıma gelen dehşetli taarruzu, bir hiss-i kable’l-vuku ile anlayarak ve “Şiddetli zehirli hastalığım dahi ölüme gidiyor.” diye Isparta vilayetinde kıymettar kardeşlerimin kucaklarında teslim-i ruh edip o mübarek toprakta defnolmamı, kalben niyaz ettim. Hizbü’l-Ekberü’l-Kur’an’ı açtım. Birden bu âyet-i kerîme

وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ

karşıma çıktı. “Bana bak!” dedi. Ben de baktım, üç kuvvetli emare ile mana-yı işarî bana ve bize teselli veriyor. Şimdi başımıza gelen bu musibeti bir cihette hiçe indirdi ve Isparta’ya mevkufen beşinci nefyimi, o kalbî duamın kabul olmasına delil eyledi.

Birinci emare: (Şeddeler sayılır) hesab-ı ebcedî ile bin üç yüz altmış iki (1362), bu sene Arabî aynı tarihine tevafuk edip manasıyla der: “Sabreyle! Başına gelen kaza-yı Rabbaniyeye teslim ol! Sen inayet gözü altındasın, merak etme! Gecelerde tesbihat ve tahmidata devam eyle!”

Tahlil: Üç ر , altı yüz (600); dört ن , iki yüz (200); bir س, bir م , yüz (100); bir ص , bir ف , bir م, iki yüz on (210); dört ك , bir ع, yüz elli (150); üç ح, bir و , bir ى , kırk (40); bir ل , dokuz ب , bir د , bir و , dört “elif”, altmış iki (62) eder. Yekûnü bin üç yüz altmış iki (1362) ederek bu senenin aynı tarihine ve başımıza gelen musibetin aynı dakikasına tam tamına tevafuku, kuvvetli bir emaredir.

Üçüncü emarenin beyanına şimdilik lüzum olmadığından yazdırılmadı.

Said Nursî