bir veya iki defa bir tek nüsha birisi bana getirdi. Aynı günde kaybettirdik.
Malûmdur ki bir mektubda kusur olsa yalnız o kusurlu kelimeler sansür edilir, mütebâkisine izin verilir. Eskişehir Mahkemesinde dört ay tetkikat neticesinde, yüz risalede medar-ı tenkit yalnız on beş kelime bulmaları kat’î ispat eder ki Risale-i Nur’a ilişilmez, onun hedefi dünya değil, herkes bu zamanda ona muhtaçtır.
Eğer dinsizliği bir nevi siyaset zannedip bu hâdisede bazıların dedikleri gibi derseniz: “Bu risalelerin ile medeniyetimizi, keyfimizi bozuyorsun.”
Ben de derim: “Dinsiz bir millet yaşamaz.” dünyaca umumî bir düsturdur ve bilhassa küfr-ü mutlak olsa cehennemden daha elîm bir azabı dünyada dahi verdiği, Risale-i Nur’dan Gençlik Rehberi gayet kat’î bir surette ispat etmiş. O risale, taharride elinize geçen risaleler içinde ve Miftahu’l-İman risalesinin âhirinde bir kısım nüshalarında vardır.
Bir Müslüman el-iyazü billah, eğer irtidad etse küfr-ü mutlaka düşer ve bir derece yaşatan küfr-ü meşkukta kalmaz. Ecnebi dinsizleri gibi olamaz. Ve lezzet-i hayat noktasında, mazi ve müstakbeli olmayan hayvandan yüz derece aşağı düşer. Çünkü geçmiş ve gelecek mevcudatın ölümleri ve ebedî müfarakatları, onun dalaleti cihetiyle, onun kalbine mütemadiyen hadsiz karanlıkları ve elemleri yağdırıyorlar. Eğer iman gelse, kalbe girse birden o hadsiz dostlar diriliyorlar. “Biz ölmemişiz, mahvolmamışız.” lisan-ı hal ile diyerek o cehennemî haleti, cennet lezzetine çevrilir.
Madem hakikat budur, size ihtar ediyorum: Kur’an’a dayanan Risale-i Nur ile mübareze etmeyiniz. O mağlup olmaz, bu memlekete yazık olur. (Hâşiye 22) O başka yere gider, yine tenvir eder. Hem eğer başımdaki saçlarımın adedince başlarım bulunsa her gün biri kesilse hakikat-i Kur’aniyeye feda olan bu başı, zındıkaya ve küfr-ü mutlaka eğmem ve bu hizmet-i imaniye ve nuriyeden vazgeçmem ve geçemem, diye üç kısım taharricilere söylediğim gibi size de söylüyorum.
Yirmi seneden beri bir münzevinin elbette ifadedeki kusuruna bakılmaz. Risale-i Nur’u müdafaa ettiği için saded haricine çıktın
______
22 Hâşiye: Dört defa mübareze zamanında gelen dehşetli zelzeleler “Yazık olur.” hükmünü ispat ettiler.