İçeriğe atla
Sikke-i Tasdik-i Gaybî
RİSALE-İ NUR’DAN PARLAK FIKRALAR VE BİR KISIM GÜZEL MEKTUPLAR 1 · Sayfa 56

Tahlil: تَرْمٖيهِمْ بِحِجَارَةٍ : İki ت sekiz yüz. İki ر dört yüz. İki م , bir ب , bir ح , bir ى yüz. Tenvin vakıf olmadığından ن dur, elli. Bir ه , bir ج , bir elif dokuz. Mecmuu, bin üç yüz elli dokuz (1359).

ض : فٖى تَضْلٖيلٍ sekiz yüz. ت dört yüz. ف seksen. İki ى yirmi. İki ل altmış. Tenvin vakfa rast gelmiş, sayılmaz. Yekûnü, bin üç yüz altmış (1360).

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْفٖيلِ : İki ر , bir ت sekiz yüz. İki ف , iki ك iki yüz. İki ل , bir م yüz. Bir ع , bir ص yüz altmış. Dört ب , üç elif, bir ى , bir ح yirmi dokuz. الْفٖيلِ yerine gelen الدُّنْيَا daki iki د , bir elif dokuz. Bir ن elli. Bir ى , bir elif. Bu yekûn, bin üç yüz elli dokuz (1359), okunmayan elif sayılmazsa bin üç yüz elli sekiz (1358) eder. Hem Arabî hem Rumî tarihiyle bu semavî tokatların ayrı ayrı çeşitlerinin zamanlarına tevafukla parmak basıyor. (Hâşiye)

***

______

medeniyetin mehasiniyle, iyilikleriyle, menfaatleriyle değil belki medeniyetin seyyiatıyla ve sefahetiyle ve dinsizliğiyle üç yüz elli milyon Müslümanların her tarafta hâkimiyetlerini imha edip istibdadına serfürû etmiş ve bu musibet-i semaviyeye sebebiyet vermiş. Ve dünya-perest gaddar zalimlere, zulümlerine ceza olarak tokatlar gelmeye ve fakir ve masumlar ve mazlumlara, fâni mallarını ve hayatlarını âhiretlerine çevirmek ve kıymettar eylemek ve dünyadaki günahlarına keffaretü’z-zünub etmeye kader-i İlahîye fetva verdiler.

Şimdi yedi senedir dünya-perestlerin bu musibette vaziyetlerini ve safahatlarını ve Harb-i Umumî sahifelerini kat’iyen bilemiyorum. Fakat iki sene evvelki vaziyetleri, bu sure-i kudsiyenin mana-yı işarî tabakasından gelen tokatlar, tamı tamına onların başlarına iniyorlar ve surenin bir mana-yı işarîsini tam tefsir ediyor.

Hâşiye: Evet bu tokattan, pür-şer beşer şirkten şükre girmezse ve Kur’an’a tarziye vermezse melaike elleriyle de ahcar-ı semaviye başlarına yağacağını bu sure bir mana-yı işariyle tehdit ediyor.

Kardeşiniz

Said Nursî