tecelliye başladı. İslâmiyet’in ihtizazını ihbar etti ki: Her bir Müslim, cüz-ü fert gibi başıboş değildir. Belki her biri, mürekkebat-ı mütedâhile-i mütesaideden bir cüzdür. Sair eczalar ile cazibe-i umumiye-i İslâmiye noktasında birbiriyle sıla-i rahimleri vardır.
Şu ihbar bir kavî ümit verir ki nokta-i istinad, nokta-i istimdad gayet kavî ve metindir. Şu ümit, yeisle öldürülen kuvve-i maneviyemizi ihya etti. Şu hayat, âlem-i İslâm’daki galeyan eden fikr-i hürriyetten istimdad ederek umum âlem-i İslâm üzerine çökmüş olan istibdad-ı manevî-i umumînin perdelerini parça parça edecektir. (*)
عَلٰى رَغْمِ اَنْفِ اَبِى الْيَاْسِ
İkinci Cihet: Şimdiye kadar ecnebiler bahane mahane tutarlardı. Milletimizi eziyorlardı. Şimdi ise ellerinde urûk-u insaniyetkâranelerine veya damar-ı mutaassıbanelerine veya âsab-ı dessasanelerine dokunduracak, ellerinde serrişte-i bahane olacak öyle nokta bulamazlar. Bulsalar da tutamazlar. Bâhusus medeniyet, hubb-u insaniyeti tevlid eder.
___
* Lillahi’l-hamd, kırk beş sene sonra parça parça etmeye başladı.