ilminden ancak yirmi beş katredir. O Sözlerde kusur varsa benim fehm-i kāsırıma aittir.
DÖRDÜNCÜ LEM’A: Mebahisindeki câmiiyet-i hârikadır.
Evet, insan ve insanın vazifesi, kâinat ve Hâlık-ı kâinat’ın, arz ve semavatın, dünya ve âhiretin, mazi ve müstakbelin, ezel ve ebedin mebahis-i külliyelerini cem’etmekle beraber nutfeden halk etmek, tâ kabre girinceye kadar; yemek, yatmak âdabından tut, tâ kaza ve kader mebhaslarına kadar; altı gün hilkat-i âlemden tut, tâ
وَالْمُرْسَلَاتِ ۞ وَالذَّارِيَاتِ
kasemleriyle işaret olunan rüzgârların esmesindeki vazifelerine kadar;
وَمَا تَشَٓاؤُنَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ ۞ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهٖ
işaratıyla, insanın kalbine ve iradesine müdahalesinden tut, tâ
وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمٖينِهٖ
yani bütün semavatı bir kabzasında tutmasına kadar;
وَجَعَلْنَا فٖيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ
zeminin çiçek ve üzüm ve hurmasından tut, tâ
اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَا
ile ifade ettiği