İçeriğe atla
Mu'cizât-ı Kur'âniye Risalesi
Yirmi Beşinci Söz · Sayfa 58

Onların tekzipleri seni tezkirden vazgeçirmesin.

İşte silsile-i hakaik olan şu âyâtın yüzer cevherlerinden yalnız ifham ve ilzama dair bir tek cevher-i beyanîsini icmalen beyan ettik. Eğer iktidarım olsaydı, birkaç cevherlerini daha gösterseydim “Şu âyetler tek başıyla bir mu’cizedir.” sen dahi diyecektin.

Amma ifham ve talimdeki beyanat-ı Kur’aniye o kadar hârikadır, o derece letafetli ve selasetlidir; en basit bir âmî, en derin bir hakikati onun beyanından kolayca tefehhüm eder. Evet, Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, çok hakaik-i gamızayı nazar-ı umumîyi okşayacak, hiss-i âmmeyi rencide etmeyecek, fikr-i avamı taciz edip yormayacak bir surette basitane ve zahirane söylüyor, ders veriyor. Nasıl bir çocukla konuşulsa çocukça tabirat istimal edilir. Öyle de

تَنَزُّلَاتٌ اِلٰهِيَّةٌ اِلٰى عُقُولِ الْبَشَرِ

denilen, mütekellim üslubunda muhatabın derecesine sözüyle nüzul edip öyle konuşan esalib-i Kur’aniye, en mütebahhir hükemanın fikirleriyle yetişemediği hakaik-i gamıza-i İlahiye ve esrar-ı Rabbaniyeyi müteşabihat suretinde bir kısım teşbihat ve temsilat ile en ümmi bir âmîye ifham eder.