İçeriğe atla
Mu'cizât-ı Kur'âniye Risalesi
Dördüncü Zeyl Yirmi Dokuzuncu Mektup'un Sekizinci Kısmı · Sayfa 315

Allah eğer şuuru hem de sözü verse idi o nazenîn-i sema benimle konuşurdu, âyine de olurdu vasıta-i beyanı

İnhisar-ı zihniyet ona bu hakkı verir hem dahi diyebilir: Rabb’im benimle konuşur, kelâmın arkasında görüyorum imanımla bir Rahman-ı Nuranî

Bütün zîruh hem de bütün kâinat birden böyle derler. Zira onda tezahüm yoktur, inhisar da olamaz o sermedîdir lâmekânî.

Ey sâil-i misalî! Sen ki îcaz istedin, ben de işaret ettim. Eğer tafsil istersen, haddimin haricinde!.. Sinek seyretmez âsumanı.

Zira o kırk enva-ı i’cazından yalnız bir tekini ki cezalet-i nazmıdır; İşaratü’l-İ’caz’da sıkışmadı tibyanı.

Yüz sahife tefsirim ona kâfi gelmedi. Senin gibi ruhanî ilhamları ziyade. Ben istiyorum senden tafsil ile beyanı!

***