Hem –nakl-i sahih ile– o zamanda vücudu olmayan Basra ve Bağdat’ın vücuda geleceklerini ve Bağdat’a dünya hazinelerinin gireceğini ve Türkler ve Bahr-i Hazar etrafındaki milletler ile Araplar muharebe edeceklerini ve sonra onlar çoklukla İslâmiyet’e girecek; Araplara, Araplar içinde hâkim olacaklarını haber vermiş. Demiş ki:
يُوشِكُ اَنْ يَكْثُرَ فٖيكُمُ الْعَجَمُ يَاْكُلُونَ فَيْئَكُمْ وَيَضْرِبُونَ رِقَابَكُمْ
Hem ferman etmiş ki:
هَلَاكُ اُمَّتٖى عَلٰى يَدِ اُغَيْلِمَةٍ مِنْ قُرَيْشٍ
diye Emeviye’nin Yezid ve Velid gibi şerir reislerinin fesadını haber vermiş.
Hem Yemame gibi bir kısım yerlerde, irtidad vuku bulacağını haber vermiş.
Hem Gazve-i Meşhure-i Hendek’te ferman etmiş ki:
اِنَّ قُرَيْشًا وَالْاَحْزَابَ لَا يَغْزُونٖى اَبَدًا وَاَنَا اَغْزُوهُمْ
diye “Bundan sonra onlar bana değil belki ben onlara hücum edeceğim.” Haber vermiş, haber verdiği gibi çıkmış.