Hem –nakl-i sahih-i kat’î ile– ferman etmiş ki:
وَتُفْتَحُ خَيْبَرُ عَلٰى يَدَىْ عَلِىٍّ
deyip “Hayber Kalesi’nin fethi, Ali’nin eliyle olacak.” Me’mulün pek fevkinde ikinci gün bir mu’cize-i Nebeviye olarak Hayber Kalesi’nin kapısını Hazret-i Ali çekip kalkan gibi istimal ederek, fethe muvaffak olduktan sonra kapıyı yere atmış; sekiz kuvvetli adam, o kapıyı yerden kaldıramamış; bir rivayette kırk adam kaldıramamış.
Hem ferman etmiş ki:
لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتّٰى تَقْتَتِلَ فِئَتَانِ دَعْوَاهُمَا وَاحِدَةٌ
diye Sıffîn’de Hazret-i Ali ile Muaviye’nin harbini haber vermiş.
Hem ferman etmiş ki:
اِنَّ عَمَّارًا تَقْتُلُهُ الْفِئَةُ الْبَاغِيَةُ
diye “Bâğî bir taife, Ammar’ı katledecek.” Sonra, Sıffîn Harbi’nde katledildi. Hazret-i Ali, onu Muaviye’nin taraftarları bâğî olduklarına hüccet gösterdi. Fakat Muaviye tevil etti. Amr İbnü’l-Âs dedi: “Bâğî yalnız onun kātilleridir, umumumuz değiliz.”