lâyıktır. Elbette âyinelerde ve âyinelerin kabiliyetlerine göre lemaatını ve cilvelerini görmek ve göstermekle tezahür etmek ister.
Demek, Sâni’-i Zülcelal’in ve Hakîm-i Zülcemal’in ve Kadîr-i Zülkemal’in zatındaki cemal-i zatî ve kemalât-ı zatiyesi, terahhum ve tahannün ister ve “Rahman ve Hannan” isimlerini tecelliye sevk eder.
Terahhum ve tahannün ise rahmet ve nimeti göstermekle “Rahîm ve Mün’im” isimlerini cilveye sevk eder.
Rahmet ve nimet ise teveddüd, taarrüf şe’nlerini iktiza edip “Vedud ve Maruf” isimlerini tecelliye sevk eder. Masnuun bir perdesinde onları gösterir.
Teveddüd ve taarrüf ise lütuf ve kerem manalarını tahrik eder. “Latîf ve Kerîm” isimlerini masnuun bazı perdelerinde okutturuyor.
Lütuf ve kerem şe’nleri ise tezyin ve tenvir fiillerini tahrik eder. “Müzeyyin ve Münevvir” isimlerini masnuun hüsün ve nuraniyeti lisanıyla okutturur.
Ve o tezyin ve tahsin şe’nleri ise sun’ ve inayet manalarını iktiza eder. Ve “Sâni’ ve Muhsin” isimlerini, o masnuun güzel simasıyla okutturur.