büyük dertlerime deva bulamaz. Ebedî yaralarıma merhem süremez. Zevalden kendini kurtaramayan nasıl mabud olur?
عَقْلْ فَرْيَادْ مٖى دَارَدْ نِدَاءِ ( لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِلٖينَ ) مٖى زَنَدْ رُوحَمْ
Evet, zahire müptela olan akıl, şu keşmekeş kâinatta perestiş ettiği şeylerin zevalini görmek ile meyusane feryat eder ve bâki bir mahbubu arayan ruh dahi لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِلٖينَ feryadını ilan ediyor.
نَمٖى خٰواهَمْ نَمٖى خٰوانَمْ نَمٖى تَابَمْ فِرَاقٖى
İstemem, arzu etmem, tâkat getirmem müfarakatı.
نَمٖى اَرْزَدْ مَرَاقَه اٖينْ زَوَالْ دَرْ پَسْ تَلَاقٖى
Der-akab zeval ile acılanan mülakatlar, keder ve meraka değmez. İştiyaka hiç lâyık değildir. Çünkü zeval-i lezzet, elem olduğu gibi zeval-i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir. Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan