muvacehesinde, yüz milyon tesbih edenler, tesbih elinde çektiklerini manen hisseder; o azamet ve ulviyetle سُبْحَانَ اللّٰهِ ، سُبْحَانَ اللّٰهِ der.
Sonra o serzâkirin emr-i manevîsiyle ona ittibaen
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
dediği vakit, o halka-i zikrin ve o çok geniş dairesi bulunan hatme-i Ahmediye aleyhissalâtü vesselâmın dairesinde yüz milyon müridlerin اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ larından tezahür eden azametli bir hamdi düşünüp içinde اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ile iştirak eder ve hâkeza…
اَللّٰهُ أَكْبَرُ ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ
ve duadan sonra
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ ، لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
otuz üç defa o tarîkat-ı Ahmediye aleyhissalâtü vesselâmın halka-i zikrinde ve hatme-i kübrasında o sâbık mana ile o ihvan-ı tarîkatı nazara alıp o halkanın serzâkiri olan Zat-ı Ahmediye aleyhissalâtü vesselâma müteveccih olup