İçeriğe atla
Mesnevî-i Nuriye
FİHRİST · Sayfa 266

6- HABBE

İki zeyli vardır. Bu risalenin birinci “İ’lem”i, hakikat-i Muhammediye (asm) âlemin hem sebeb-i hilkati hem çekirdeği hem meyvesi hem netice-i hilkat-i âlem olduğunu gayet edibane bir üslup ile beyan ediyor. Diyor ki: “Eğer âlemi bir kitab-ı kebir olarak görsen, kâtibinin kaleminin mürekkebi nur-u Muhammed aleyhissalâtü vesselâmdır. Eğer âlemi bir şecere suretinde görsen, evvela çekirdeği, sonra meyvesi yine nur-u Muhammed aleyhissalâtü vesselâmdır. Eğer âlemi bir zîhayat libasını giymiş görsen, onun ruhu nur-u Muhammedî aleyhissalâtü vesselâmdır. Eğer âlemi bir gül bahçesi olarak görsen onun andelib-i zîşanı yine nur-u Muhammedî aleyhissalâtü vesselâmdır.”

Risalenin sonunda gayet güzel bir tazarru ve niyaz ve istiğfar vardır.

Zeylü’l-Habbe

Habbenin Birinci Zeyli’nin âhirlerinde

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ ۞ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِىِّ الْعَظٖيمِ

mertebelerinin Yirmi Dokuzuncu Lem’a-i Arabiye’ye nisbeten kısa ve gayet güzel beyanları mündericdir.

Zeylü’z-Zeyl

Habbe’nin ikinci zeylinde, gayet mühim bir risale olan hem Arapça hem Türkçe olarak kesretle intişar eden Asâ-yı Musa mecmuasında Yirmi Üçüncü Lem’a namındaki “Tabiat Risalesi”nin muhtasar kısa Arapçası da vardır.

Bu risale, Ankara’da telif edildiği zaman bir matbaada tabedilmiştir. İnsanların ağzından çıkan dehşetli üç kelimenin butlanını ispat ederek tabiat bataklığında boğulanları kurtarıyor.

7- ZÜHRE

Uzun bir hakikatin yalnız ucunu göstermek ve parlak bir nurun yalnız bir şuâını irae etmek maksadıyla yazılan bu çok mühim risale, gayet ehemmiyetli hakikatleri ihtiva ettiğinden en mümtaz Nur şakirdlerinin musırrane talepleri üzerine, ekserisi Arapça bilmeyen o şakirdlerin istifadelerine medar olmak için kısmen izahlı, kısmen kısa bir meali Üstadımız tarafından