YİRMİ DÖRDÜNCÜ MEKTUP’UN BİRİNCİ ZEYLİ:
قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ
âyetinin mühim bir sırrını beş nükte ile tefsir ediyor.
Ve dua, bir sırr-ı azîm-i ubudiyet olduğunu ve kâinattan daimî bir surette dergâh-ı rububiyete giden en azîm vesile ise dua olduğunu ve duanın azîm tesiri bulunduğunu kat’î ispat etmekle beraber; külliyet ve devam kesbeden bir dua, kat’iyen makbul olduğuna binaen umum ümmetin Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma salavat namıyla dualarının neticesinde, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın ne kadar yüksek bir mertebede olduğunu gösterir.
Duanın da üç nev-i mühimmini zikretmekle beraber, beyan eder ki duanın en güzel ve en latîf meyvesi, en leziz ve en hazır neticesi şudur ki: Dua eden adam, bilir ve dua ile bildirir ki birisi var, onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder, onun eli her şeye yetişir. Ve bu boş, hâlî dünyada o yalnız değil; belki bir Kerîm zat var; ona bakar, ünsiyet verir. Onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve hadsiz düşmanlarını def’edebilir bir zatın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah ve sürur duyup dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp “Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemîn” der.
YİRMİ DÖRDÜNCÜ MEKTUP’UN İKİNCİ ZEYLİ:
Mi’rac-ı Nebevî ve Mevlid-i Nebevîye (asm) dair üç mühim suale, gayet mukni ve mantıkî ve parlak bir cevaptır. Bu zeyl çendan kısadır fakat gayet kıymettardır. Mevlid-i Nebevîye (asm) iştiyakı olanlar buna çok müştaktırlar.
Hâtimesinde gayet mühim bir düstur-u mantıkî ile kâinatta en büyük ferd-i ekmel ve üstad-ı küll ve habib-i a’zam, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm olduğunu ispat eder.
YİRMİ BEŞİNCİ MEKTUP:
Sure-i Yâsin’in yirmi beş âyetine dair yirmi beş nükte olmak üzere rahmet-i İlahiyeden istenilmiş fakat daha zamanı gelmediğinden yazılmamıştır.