Yine Türk adliyesinin yurdun muhtelif yerlerinde verdikleri müteaddid adem-i takip ve beraetlerle Nur talebelerine yapılan tarîkatçılık, cemiyetçilik, menfaatçilik, şahsî nüfuz, devletin temel nizamlarını dinî esaslara uydurmak gibi isnadların zerre miktar hakikat payı ihtiva etmedikleri teslim ve nazar-ı âmmeye ilan edilmiştir.
Hal böyleyken Risale-i Nur’dan, onu okuyanlardan ne isteniyor ki mahkemenin birisi bitmeden diğer birisi başlıyor? Senelerdir adliyeyi fuzulî meşgul etmekten, hükûmeti ve bir kısım memurları boş yere telaşa düşürmekten gaye nedir? Niçin binlerce, yüz binlerce asil Türk gençlerinin vicdanları tazip, huzurları ihlâl edilmek ve yurtta bir mesele çıkarılmak isteniyor? Bu bitip tükenmeyen tezvir dolaplarının ipleri kimin elinde?
İşte yüzlere çıkarabileceğimiz istifhamlar!.. Kısaca şunu söyleyelim:
Asırlardır bu milleti kuvvetle, madde ile, topla, tüfekle yıkamayan; Türk’ün, İslâm’ın düşmanları taktik değiştirmişler. Bir din yok edilmek, vicdanlardan çıkarılmak isteniyor. Bir millet yere serilmeye azmedilmiş. Gençliğinin dimağları boşaltılmak, bu boşluğu bâtıl fikirler, solak düşüncelerle doldurulmak isteniyor.